ICEES

Önemli Gelişmeler

Yutak Alanlar

Yutak Alan” kavramsal olarak ilk defa Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin 1.8 maddesince “bir sera gazını, bir aerosolü veya bir sera gazının oluşumunda rolü bulunan bir öncü maddeyi atmosferden uzaklaştıran herhangi bir işlem, faaliyet veya mekanizma” şeklinde tanımlanmaktadır.

 

Karbon Yutak Alanı; atmosferdeki sera gazlarını (özellikle karbondioksit (CO2)) emen ve depolayan doğal veya yapay alanlara verilen isimdir. Bu alanlar; bitki örtüsü, ormanlar, meyve bahçeleri, tarım alanları, toprak, deniz ve akarsu gibi ekosistemler olabilir. Karbon yutakları, dünya genelindeki iklim değişikliği ile mücadelede büyük rol oynar, çünkü atmosferdeki sera gazlarının büyük bir kısmını emerek, iklim değişikliğinin hızını yavaşlatabilirler. Bu süreç, “karbon daldırma” (karbonu depolama ve atmosferden uzaklaştırma) olarak da adlandırılır. Karbon yutaklarının korunması ve artırılması, günümüzdeki iklim politikalarının temel unsurlarından biridir.

EVET, Yutak Alanlar, tıpkı yeşil enerji kaynakları gibi atmosfere sera gazı salınımına engel oldukları için karbon tasarrufu sağlarlar

EVET, yutak alanların doğrulanmış, akredite Karbon Ayak İzi sertifikasyonları hesaplanmak kaydıyla, mahsuplaşması yapıldıktan sonra sağladıkları her bir ton Karbon tasarrufu için karbon borsasında işlem gören karbon kredisi oluştururlar.

Hayır, her iki sertifikada aynıdır. Güncel borsa fiyatı üzerinden karbon geliri sağlarlar.

Karbon Yutak Alanları, atmosferdeki karbonu tutarak ve depolayarak iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yardımcı olan ekosistemlerdir. Bu alanlar, biyolojik olarak çeşitli ve sağlam ekosistemlerin korunması veya restore edilmesi yoluyla karbon emilimini artırmayı hedeflemektedir.

İnsani faaliyetler neticesinde ortaya çıkan sera gazları atmosfere salınırken, salınan gazların bir kısmı karbon yutakları sayesinde yutularak depolanıyor.

 

Ormanlar en yaygın yutak türü. Atmosferdeki karbondioksit, karasal ekosistemlerde fotosentezle karbon olarak bitki örtüsü ve toprak bünyesinde birikebiliyor.

 

Orman Genel Müdürlüğü’nün 2018’e ilişkin verilerine göre, Türkiye’de toplam 520 milyon ton karbon (CO2) eşdeğeri sera gazı emisyonu salımı yapılırken, bunun 84,8 milyon ton CO2 eşdeğeri ormanlar tarafından tutuldu. Bu da toplam sera gazı salımının yüzde 16’sına tekabül ediyor. Eğer karbon yutakları tarafından tutulan sera gazı emisyonu, salım miktarı kadar, yani 520 milyon ton olsaydı, karbon nötr hedefine ulaşılmış olacaktı.

 

Dolayısıyla, sürdürülebilir orman yönetimi, ağaçlandırma, orman alanının artırılması, bozuk ormanların verimli ormanlara dönüştürülmesi, orman bakımı, etkin orman koruma ve orman yangını yönetimi, Orman Genel Müdürlüğü faaliyetleri ormanların yutak potansiyelini artıran, sera gazlarını azaltım etkisi oluşturan faaliyetlerdir.

 

Ormanlar dışında, toprak, turba, permafrost (sürekli donmuş) toprak tabakaları, okyanus suyu ve derin okyanustaki karbonat çökeltileri diğer yutak şekilleri olarak görülüyor.

Karbon döngüsü, madde döngüsü çeşitlerinden biridir. Karbonun fotosentez, ayrışma, aşınma, yakma, solunum, beslenme gibi olaylar sayesinde atmosfer, yerküre, suküre ve canlılar arasında devam olarak hareket etmesine karbon döngüsü adı verilir.

Karbon döngüsü; karbon elementinin atmosfer, toprak yüzeyi ve akuatik ekosistemler arasında kimyasal, fiziksel, jeolojik ve biyolojik süreçler aracılığıyla transferidir. Tüm canlılar karbona bağımlıdır çünkü karbon hem hayatın yapı taşlarından biridir hem de yaşamın devamı için gerekli olan enerjidir. Dünya’daki tüm canlıların büyümesi, yenilenmesi, çoğalması, beslenmesi ve hayatta kalması için karbon kilit rol oynar.

 

Karbonun bir diğer hayati önemi ise karbondioksit gazı olarak Güneş ışınlarından gelen ısı enerjisinin bir kısmını atmosferde tutarak yerkürenin donmasını (aksi takdirde Dünya’da ortalama sıcaklık -18 ºC olacaktı) önleyerek canlılara (ve elbette bizlere) yaşanabilir bir Dünya sağlamasıdır.

 

Havada karbondioksit olarak bulunan karbon, bitkilerin gerçekleştirdiği fotosentez yolu ile “karbon döngüsü” içerisine girer. Bitkiler aldıkları karbonun bir kısmını atmosfere geri salarken geri kalan karbonla da gelişimlerini sürdürürler. Otçul hayvanlar da bitkilerle beslenerek karbonu bünyelerine alır ve sonunda, karbon, solunum ve dışkılama yolu ile tekrar atmosfere salımı gerçekleştirirken genel bir karbon döngüsü de tamamlanmış olur.

Karbon aynı zamanda sularda CO₂ (karbondioksit) ve HCO₂ (bikarbonat) olarak bulunur. Karada da genellikle kömür, petrol, doğalgaz ve kireç taşının yapısında yer alır.

 

Karbonun bir kısmı hayvanlar ve ayrıştırıcılar tarafından karbondioksit olarak atmosfere salımı gerçekleşirken kalan kısım ise ayrışarak toprağın bir parçası olur. Diğer bir deyişle özellikle üzerinde iyi gelişmiş bitki örtüsünün bulunduğu topraklarda da önemli miktarlarda karbon birikmesi olur. Bitki ve hayvan kalıntılarında, kök salgılarında, canlı ve ölü mikroorganizmalarda ve toprak biyotasında bulunan karbon ayrışma yoluyla toprağa girerek “organik karbonu” oluşturur. Bu nedenle de toprak en önemli karbon yutak alanlarıdır. Topraklarda depolanan karbon atmosfer ile Dünya’daki tüm bitkilerdeki karbondan daha fazladır.

 

Toprakların bu önemli işlevlerini devam ettirebilmeleri için en doğru yol ise orman ve meraların korunması ile ağaçlandırma faaliyetleri ve doğru tarım teknikleri ile toprakların yutak kapasitesini artırmaktır.

 

Karbon döngüsü aynı zamanda denizler / okyanuslar tarafından da etkilenir. Nispeten daha yavaş olan bu süreçte, karbonun karalardan denizlere ulaşması özellikle erozyon yolu ile taşınan organik ve inorganik maddeler aracılığıyla olur. Bu süreçte taşınan organik karbon, karbonat ve bikarbonatlarla birlikte okyanus tabanlarındaki tortullarda birikir ve belki de binlerce yıl karbon döngüsüne girmez. Bu nedenledir ki bilim insanları, okyanusların ve/veya denizlerin karbonun depolandığı (yutak) ve böylece küresel ısınmanın daha da tehlikeli boyutlara ulaşmasını engelleyen alanlar olduğunda hem fikirlerdir.

Genel bir bakış açısıyla, gezegenimiz de tıpkı canlılar gibi, yoğunluklu olarak karbondioksit (CO₂) formundaki karbon elementini yutuyor ve soluyor. Ancak uzun zamandır sabit durumdaki bu karbon döngüsü, özellikle sanayi devrimi sonrası yer altında petrol, doğalgaz ve kömür olarak bulunan büyük miktarlardaki hidrokarbonun çıkarılıp yakılması sonucu atmosfere çıkış miktarını ve hızını artırdığımız için sekteye uğramış durumda. Buna ek olarak, orman ve meraların tahribi, aşırı şehirleşme, erozyon ve yanlış tarım uygulamalarıyla toprakların bozulması da toprakların karbon saklama (yutak) işlevini zayıflatan faaliyetler olarak karşımıza çıkıyor.

İşte karbon döngüsündeki bu anormallik nedeniyle ortaya çıkan “küresel ısınma” insanlığın karşılaştığı ciddi sorunların başında geliyor. Söz konusu bu tehlikeli küresel ısınma sürecini tersine çevirmek için ise önümüzdeki 20 ile 40 yıllık sürede fosil yakıtların ve dolayısıyla açığa çıkan CO₂ gazının tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor.

 

Hawaii’deki en eski gözlem evinde (Mauna Loa) 1958’den bu yana atmosferdeki karbondioksit (CO₂) seviyesi üzerine ölçümler yapılıyor. 1910 yılında 200 ppm (her milyondaki partikül miktarı) olarak ölçülen atmosferdeki CO₂ oranı, Mart 1958’de 313, Mayıs 2013’te ise 400 ppm sınırını geçmişti.

 

CO₂ seviyesindeki bu artış eğilimiyle; 450 ppm seviyesinin 2030’ların başında, 500 ppm değerinin ise 2050’de aşılmasının kaçınılmaz olduğu tahmin edilmektedir.

 

Oysa 350 ppm seviyesinin aşılması bile, bilim insanları tarafından sıcaklıklardaki artışın tehlikeli seviyelere ulaşması için kritik değer olarak kabul edilmekteydi. CO₂ oranındaki bu artışın bu şekilde devam etmesi durumunda Dünya genelinde aşırı sıcaklık, kuraklık, aşırı yağış ve sel olaylarının hem sayısında hem de etkisinde ciddi artışlar beklenmekteydi ki son yıllarda bu tahminlerin artık hayatımızın bir parçası haline geldiğini de üzülerek görmekteyiz.

Yeşil finansman yenilenebilir enerji kaynakların ve yutak alanlardan sağlanan karbon tasarrufundan elde edilen krediler, tahviller ya da ipotekler gibi sürdürülebilir bir oto finansman sistemidir. Amacı, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak ve genel olarak daha yeşil ve sürdürülebilir bir ekonomi yaratmaktır.

Avrupa yeşil tahvil standartı AYM’de (Avrupa Yeşil Mutabakatı) öngörülen yeşil dönüşüm sürecinin ve AB’nin iklim değişikliği kapsamındaki uluslararası taahhütlerinin maliyeti göz önünde bulundurulduğunda, başta yeşil tahviller olmak üzere yenilikçi sürdürülebilir finansman araçlarına duyulan ihtiyaç daha da artmıştır. Bu çerçevede AB, yeşil tahvil piyasasının etkinliğini, şeffaflığını ve güvenilirliğini artırmak ve piyasa katılımcılarını Avrupa yeşil tahvillerini ihraç etmeye ve bunlara yatırım yapmaya teşvik etmek amacıyla oluşturulmuş bir standarttır. 30 Kasım 2023 tarihinde AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanan Tüzükte belirtilen, Avrupa Yeşil Tahvil Standardı (EU Green Bond Standard)  AB’nin sürdürülebilir büyümenin finansmanı ve iklim-nötr, kaynak-verimli bir ekonomiye geçiş stratejisinin uygulanmasında yeni bir adım olarak görülmektedir.

 

Yeşil finansman yenilenebilir enerji kaynakların ve yutak alanlardan sağlanan karbon tasarrufundan elde edilen krediler, tahviller ya da ipotekler gibi sürdürülebilir bir oto finansman sistemidir. Amacı, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak ve genel olarak daha yeşil ve sürdürülebilir bir ekonomi yaratmaktır.

 

https://www.ab.gov.tr/yesil-donusumun-finansmani_53746.html

Karbon döngüsü; karbon elementinin atmosfer, toprak yüzeyi ve akuatik ekosistemler arasında kimyasal, fiziksel, jeolojik ve biyolojik süreçler aracılığıyla transferidir.

Karbon yutak alanları, atmosferdeki karbonu tutarak ve depolayarak iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yardımcı olan ekosistemlerdir. Bu alanlar, biyolojik…

Yutak alanına bir örnek Aksaray Gülağaç Demirci Karbon Yutak Alanı

Aksaray ili Gülağaç ilçesi Demirci Beldesi’nde bulunan 351 Ada 1 Parsel taşınmaz üzerinde oluşturulan 255 hektarlık yeni karbon yutak alanı, çevresel sürdürülebilirliği teşvik etmek ve bölgenin ekosistemini güçlendirmek için önemli bir adımdır. Bu alan, sedir, servi, ardıç, meşe, karaçam ve sarmaşık gibi karbon emilimini artıran ağaç türlerinin yanı sıra badem, alıç, ahlat, iğde ve kuşburnu gibi gelir getirici türleri de içermektedir.

 

Bu ağaçlandırma projesi, yerel ekonomiye katkı sağlayacak gelir getirici türlerin yanı sıra karbon emisyonlarını azaltacak ve bölgenin ekosistemini güçlendirecek karbon yutak alanlarının oluşturulmasıyla birleşmektedir. Bu proje sadece bölgesel çevresel sürdürülebilirliği artırmakla kalmayacak, aynı zamanda UNFCCC’nin hedeflerine ulaşmada etkili bir adım olacaktır.

 

Demirci Beldesi’nde hayata geçirilen bu karbon yutak alanı projesi, bölge halkının yaşam kalitesini artırmak, doğal kaynakları korumak ve iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynamak için önemli bir örnektir. Bu tür projelerin benimsenmesi, uluslararası topluluğun karbon emisyonlarını azaltma ve iklim değişikliğiyle mücadelede daha etkili stratejiler geliştirme çabalarına katkıda bulunacaktır.

Yutak Alan Karbon Kredisi ile Kırsal Kalkınma Yaşayan Bir Örnek

Bir Ağaçlandırma Karbonu Finansman Projesi -GÜRCİSTAN Ülkemiz coğrafyasını topografik yapısı İtibariyle yakın olan Gürcistan’ın batısında yapılan “Batı Gürcistan’da Fındık Ağaçlarıyla Ağaçlandırma” projesi çoklu fayda sağlayan projelere güzel bir örnek oluşturmaktadır. Bu proje, üç bİn hektarlık bir alanda dikim yapılan 2 milyon fındık fidanıyla hem karbon kredisi elde etmiş, hem yöre halkına ekonomik girdi sağlamış, hem de terk edilmiş ve ciddi toprak kaybını uğramakta olan sahanın toprak kaybını durdurmuştur. Gürcistan’ın Simegrelo bölgesi mükemmel bir ekonomik potansiyele sahip olmasına rağmen politik ve sosyal riskler ve süregelen silahlı çatışmalardan dolayı yeterli yatırım yapılmadığındın sosyoekonomik için oldukça geri kılmıştır. Buna ek olarak zaten elde edinilmesi zor olan tarımsal krediler 2010 yılında tamamen durdurulmuştur. Bazı donörlerin finansal desteğiyle bölgede bir proje başlatılmıştır. İhtiyaç duyulan ek finansman İse karbon kredileri sayesinde elde edilmiştir. Projede, eşitlikçi bir paylaşım anlayışıyla bölgedeki her haneden bir kişi çalışmaktadır. 1990’lı yıllara kadar bölge Sovyetler Birliği’ne meyve, kuruyemiş ve şarap sağlayan başlıca alanlardandı. Ancak o zamandan bu yana bölgeye yapılan Yatırımlar durdurulmuş, Araziler mülkiyeti belirsiz bir şekilde terk edilmiş, meyve ağaçları ve rüzgâr perdelerini oluşturan ağaçlar otlatma İçin kesilmiş ve alan kaçak atık deposu haline dönüştürülmüştür. Karbon finansmanı böylesine ciddi sorunlarla karşı karşıya olan bölge toplumuna çözüm olmuştur. Yatırım İçin gerek duyulan sermaye İhtiyacı İle İklim değişikliğine, ekosistem korumasını ve yöre İnsanının sürdürülebilir bir şekilde kalkınma İhtiyacına yönelik konuların birleştirilip dört dörtlük bir karbon finansman fikri oluşturulmuştur.